İstanbul'un laleri ve lale üzerine bir kaç not...
İSTANBUL'UN LALERİ
İstanbul muhabirim sevgili Figen uzun bir iş koyverme
sürecinden sonra İstanbul'dan bahar fotoğrafları gönderdi.
Anlaşılan geçen yıl başlayan İstanbul'u lalelerle süsleme
uygulaması bu sene artan bir hızla devam etmiş.
İstanbul muhabirim Figen Sultanahmet'ten bildiriyor!
Lale (Tulipa), zambakgiller (Liliaceae) familyasından Tulipa cinsini oluşturan güzel
çiçekleri ile süs bitkisi olarak yetiştirilen, soğanlı, çok yıllık otsu bitki türlerinin ortak
adı. Anavatanı Kazakistan'dır. Türkiye’nin çoğu yerine özellikle Nevşehir ve bölgesine
doğal olarak yayılmıştır. Soğanlarının üzerinde zarımsı bir örtü bulunur. Etli ve yeşil
2-8 yaprağı vardır. Çiçekler, saplar ucunda çoğunlukla bir, bazen ikidir.
Çiçek parçaları altılıdır. Kırmızı, sarı ve ara tonlarda renklere sahiptir.
16'ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından Hollanda Kralı'na gönderilen
laleler, ilk başta Hollandalılar'ı ve kısa zaman içerisinde tüm Avrupalılar'ı hayranlık
içinde bırakmışlardır. Böylece günümüze kadar Dünya'nın en fazla lale üreten ülkesi
Hollanda olmustur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Lale
KÜLTÜREL AÇIDAN LALE
Lale özellikle Doğu kültür ve mitolojilerinde özel bir yere sahiptir. Edebi eserlerde
sıkça kullanılmasının yanı sıra mitolojilerde de lalenin ortaya çıkışına dair farklı ve çok
çeşitli hikayeler bulunmaktadır. Bunların en ünlüsü ve özellikle Doğu edebiyatında
en sık kullanılanı Pers mitolojisindeki lalenin kökeni söylencesidir. Bu söylenceye
göre yaprağın üstündeki bir çiğ tanesine yıldırım düşmüş, böylece çiğ tanesi ve yaprak
alev almıştır. Daha sonra donarlar ve lale meydana gelir. Bu hikayeden yola çıkarak,
lale çiçeğinin ortasındaki koyuluğun bu yanma işleminin sonucu olduğuna inanılırdı.
http://www.amazon.com/gp/reader/0609604392/ref=sib_dp_pt/103-2668493-7566248
Madem söz Laleli'ye geldi, kısa bir bilgi:
Beyazıt'la Aksaray arasındaki bu semte neden ''Laleli'' dendiği ise pek bilinmiyor.
Varsayımlar Sultan III. Ahmet 'in Lale Devri sırasında burada bir lalezar, yani lale
bahçesi olmasında ya da III. Ahmet 'in oğlu III. Mustafa 'nın saltanat döneminde
laleli bir çeşme bulunmasında yoğunlaşıyor. Öyle veya böyle III. Mustafa'nın
yaptırdığı ve 1763'te tamamlanan ''Laleli Camisi'' ile semtin adı Laleli oluyor.
http://www.arkitera.com/v1/haberler/2004/03/08/laleli.htm
Laleden bahsettik, Laleli'deki Lale'den de bahsettik...
Madem öyle şimdi sırada Akgün AKOVA'nın "Sevdiğim kadın adları gibi"
isimli şiir kitabından "Lale" başlıklı şiiri birlikte okuyalım:
Lale
çantanda bir sürü anahtar var Lale
biri evinin,
geceleri merdiveninden korkarak çıktığın
biri yalnızlığın, kalabalıklardan damıttığın
giysi dolabının biri,
ki giysilerini sevmem,
gizlerler güzelliğini
çantanda bir sürü anahtar var Lale
posta kutunun biri,
sana dargın mı ne
biri saçının,
örgüsü kolay çözülsün diye
arabanın biri,
ah şu bitmeyen taksitler ve kasko!
çantanda bir sürü anahtar var Lale
aşk mektuplarını sakladığın çekmecenin biri,
epey eskimişler,
öyle değil mi
biri uykunun,
bazı geceler sıçramanla bölünen
şu yüreğe benzeyen anahtar nerenin,
ne kadar da paslanmış
çantanda bir sürü anahtar var Lale
biri Ağrı Dağı'nın,
hep tırmanmak istediğin
Salzburg kentinin biri,
yüzlerce Mozart seni çalıyor
biri dalgın bir nehirin,
kucağında geçmelisin sevgilinin
Akdeniz kumsalının biri,
ıssız ve mavi,
çırılçıplak yüzen sen misin
çantanda bir sürü anahtar var Lale
ama açmıyor hiçbiri seni
açmıyor işte anla
kendini aşklara kapattığından beri
Günleriniz ve yüreğiniz her zaman yukarıdaki fotoğraftaki laleler gibi
beyaz olsun secgili dostlar.
Figen'e teşekkürlerimle...
Sümer ÖZVATAN
Mayıs 2007, Ankara







Konu: çok güzel bir bilgi
tam lale mevsimine uygun renkli bir yazı.. çok güzel bilgi vermişsiniz. Lale devri çocuklarıyız biz gibi olduk bu günlerde... teşekkürler bilgilerinize.
(BEN TEŞEKKÜR EDERİM..)
Düzenleyen sumergeziyor gün: 3/5/2007 saat: 09:21
Bağlantı »
Konu: Lale devri çocukları mıyız bizzz ? :))
Figen'e teşekkürler, güzel resimler için,
ayrıca,o lalelerin yanına, bir başka çiçek kadar çok yakışmış.
Siz olaya kültürel açıdan,şiirsel açıdan yaklaşmışsınız ya, ben de biraz sosyolojik psikolojik filan yaklaşayım desem, bu güzel resimlerin varlığına gölge düşürmüş olur muyum acaba.?
Zaten protesk yaklaşımlarla da bir yere varamayız değil mi,grotesk yalınlığın içerik kaygıları filan diye uzar geyik :)))
Sadece İstanbul'un mu laleri var.
Kocaeli de bu konuda adeta bir yarış içindedir nicedir. Halk, _bakalım,bu laleleri sulayacak suyu bulamayınca,ne yapacaksınız _söylemleri ile , diğer hayati konulara parmak bassa da, pek kaale alınmamaktadır her zaman ki gibi.
Öyle ya, parmak basmak öyle herkesin haddine değildir.
Hele bir de Gebze'de şu adreste parmak basılan,
( http://www.milliyet.com.tr/2007/04/17/Son/sontur18.asp ) öyle bir lale bahçesi vardır ki,şaşkınlığa vesiledir. Niye vesiledir bilemeyeceğim, zira ben hiç şaşırmamış bulunuyorum.
Çevreyi güzel kılmak elbette belediyelerin işidir ancak, birilerine rant sağlayarak zengin eden( hep de aynı kişileri ) bu laleler, mevcut sorunlar çözülmeden hiçkimseye göz zevki yaşatamamaktadır açıkçası. Üstelik sadece 2-3 hafta sürecek bir renklilik için,heba edilen miktar ciddi anlamda büyüktür.
Yazıktır,
günahtır,
israftır,
vahimdir,
şimdi ağlayacağımdır.:))
Politikaya mı atılsam nedir:)))
Nutuğum gelmiş :))
Tamam tamam gittim.
(KONJONKTÜREL BİR YORUM OLMUŞ :-)))
LALELERİN BİR DE BU BOYUTU VAR DA BEN O KONUYA GİRİP GÖRSELLİĞİ
BOZMAYAYIM DİYE DÜŞÜNDÜM, YOKSA SİZE YÜREKTEN KATILIYORUM.
SAHİ... KOCAELİ TARAFLARINDA "ÇALIŞINCA OLUYOR"MUŞ DİYE DUYDUM, DOĞRU MU? SEVGİLER...)
Düzenleyen sumergeziyor gün: 2/5/2007 saat: 22:38
Bağlantı »